Anasayfa » FBI, Gülen’e güveniyormuş!
FETÖ'de Bugün

FBI, Gülen’e güveniyormuş!

Fetullah Gülen’in de yer aldığı 73 kişinin yargılandığı FETÖ çatı davasında ifade veren Kemalettin Özdemir, Gülen’in 2003’te ABD’den telefon ederek, FBI’ın kendisini sorduğunu söyledi.

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) çatı davasında “tanık” olarak ifade veren Kemalettin Özdemir, FETÖ ele başı sanık Fetullah Gülen’in 2003’te ABD’den telefonla arayıp, “FBI beni 3 saat tahkikata tabi tuttu, sizi sordu” dediğini aktardı. Özdemir, “Ankara’daki ABD Büyükelçiliğinin FBI temsilcisini aradım, randevu aldım. Gittiğimde, ‘Ben de sizin nasıl bir insan olduğunuzu düşünüyordum. Ama geleceğinize ihtimal vermemiştim’ dedi. Sonra, ‘Biz, Fetullah Gülen’e güveniyoruz. Ona tehlike olabilecek kişileri araştırdığımızda sizin isminize ulaştık. Tanıştığımız iyi oldu’ dedi” diye konuştu.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, örgütten daha önce ayrılan Özdemir’in ifadesine geçildi.

Özdemir, babasının Bediüzzaman Saidi Nursi’nin talebesi olması dolayısıyla evlerine birçok kişinin geldiğini, Fetullah Gülen’i de bu sebeple 1961’ten beri tanıdığını belirtti. Öğrenci olarak İzmir’e gittiğinde Gülen’i daha yakın tanıma imkanı bulduğunu söyleyen Özdemir, “İki yıl kadar onların tuttuğu öğrenci evlerinde kaldım. Ancak geçimimi babamın gönderdiği burslar, kitap satma ve imamlık yaparak sağladım. Bu yapıdan hayatım boyunca herhangi bir para almadım. 1975’te Erzurum İslami İlimler Fakültesine gidince İzmir ile bağlantım kesildi. 1980’de de Ankara’ya geldim” diye konuştu.

Ankara’da kendisini davanın sanıklarından Naci Tosun’un bularak, “Esnaf ve öğrenciyle sohbet eder misiniz?” dediğini belirten Özdemir, “cemaat abileri” tarafından evde toplanan öğrencilerle sohbet ettiğini, onlarla “okumalar yaptığını” anlattı. O dönemde polis akademisi öğrencilerinin, onların amirlerinin de bu derslere katıldığını kaydeden Özdemir, buna, SSCB’nin dağılmasının ardından, 1992’de ara vermek durumunda kaldığını, çünkü Orta Asya ülkelerinde örgüt okullarının kurulmasıyla ilgili çalışmaya başladığını bildirdi.

“Emniyet imamlığım, gelenlere ders anlatma şeklindeydi”

Özdemir, 1994’te Sakarya Üniversitesine başvurduğunu, bir yıl sonra burada göreve başladığını, 1999’dan itibaren Güney Afrika Cumhuriyeti, Nijerya ve Bosna-Hersek’teki üniversitelerde görev yaptığını anlatarak, halen Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde öğretim üyesi olduğunu aktardı.

Özdemir, şöyle devam etti: “Emniyet imamlığım, gelenlere ders anlatma şeklindeydi. Onların atanması, yer gösterilmesi şeklinde değildi. O dönemde Ankara’daki hemen hemen bütün sohbetler benim tarafımdan yapılıyordu. Emniyetle alakalı sohbetlerim, derslerim sebebiyle böyle bir abilik çıktı. Öğrencilerle ilgilenmek, rehberlik dışında bir pozisyonum olmadı. Onların eşlerinin başının açılması, içki içebilmesi, namazların toplu kılınması gibi konuları, cevaz veremeyeceğim için bana sormuyorlardı, Fetullah Gülen’den talimat alıyorlardı. Ankara’da bunların en üst rehberlerinin ben olduğunu söyleyebilirim. Ama şimdi imam tabirinin anlamı çok değişti. Her türlü legal, illegal faaliyeti yapan kişi olarak anlaşılıyor.”

FETÖ’den ayrılması

Örgütten ayrılmasının “peyderpey olduğunu” söyleyen Özdemir, 1992’de Azerbaycan ve Türkmenistan’daki okulların açılması için bu ülkelere gidip gelmesiyle sohbetlerinin zaten kesildiğini, bu sohbetleri, öğrencilerin devre ve birim abilerinin sürdürdüğünü kaydetti.

Özdemir, Mahkeme Başkanı Selfet Giray’ın, “Sizi niye hain ilan ettiler?” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Gülen, 2003’te ABD’den telefon ederek, ‘FBI beni 3 saat tahkikata tabi tuttu, sizi sordu’ dedi. Ankara’daki ABD Büyükelçiliğinin FBI temsilcisini aradım, randevu aldım. Gittiğimde, ‘Ben de sizin nasıl bir insan olduğunuzu düşünüyordum. Ama geleceğinize ihtimal vermemiştim’ dedi. Sonra, ‘Biz, Fetullah Gülen’e güveniyoruz. Ona tehlike olabilecek kişileri araştırdığımızda sizin isminize ulaştık. Tanıştığımız iyi oldu’ dedi. Sonra ABD’ye gidecektim. Uçak daha New York’a varmadan yolcuların pasaportlarını görevlilere göstermesi istendi. Havaalanında beni nezarete aldılar. Vizemin iptal edildiğini söylediler. Sonraki ilk uçakta beni gönderdiler. Dönünce FBI’ın Ankara’daki adamını aradım. Özür dilediler. ‘Size karşı bir hareket olarak almayın’ dediler. 2004’ün başında ABD vizesine müracaat ettim. ‘Beni El Kaide’yle mi alakalandırdılar’ sorusu aklıma geldi. Sene 2017, vize talebimi halen ne reddettiler ne de kabul.

Bu zat (Gülen) ‘ABD’ye gelirken benim adresimi verin’ demişti. Ben de verdim. Öyle sanıyorum ki beni yakalattı ve sonra da ABD’ye giremeyecek şekilde işini halletti. İleride onlar için problem olacağımı düşündüler herhalde. Kopuş süreci 2009’a kadar devam etti. Onlar da benimle hiçbir irtibat kurmadı.”

“Mehdi, mesih, kainat imamı tabirleri küçük kalıyor”

Özdemir, yapının içinde bulunduğu dönemde “Toplanan zekat, gereken yere harcanmıyor, kurbanlar gereken yerlere verilmiyor” şeklinde eleştirileri olduğunu, örneğin Ankara’da 22 bin öğrenciye burs verileceği söylenirken, 4 bin öğrenciye burs verildiğini anlattı.

Örgütle başörtüsü konusunda da ayrı düştüğünü bildiren Özdemir, “İnsan başını açar, ama emirle bunun yapılmasının hiçbir hukuki dayanağı olamaz” dedi.

“FETÖ’ye ait yerlerde Soros Vakfı’nın bilgisayar desteği”

Bazı ülkelerde, örgüte ait yerlerde Soros Vakfının bilgisayar desteğini gördüğünü ifade eden Özdemir, Afrika’daki okulların yetkililerinin de buralardaki ABD büyükelçiliklerine gidip, “Burada size düşman olan varsa bildirin, onlarla ilişki kurmayalım” dediklerini bildiğini kaydetti.

Örgütte, Gülen’den gelen talimatların hiçbirinin tartışılmasının mümkün olmadığını söyleyen Özdemir, “Onun için ‘Mehdi, Mesih, Kainat İmamı’ gibi tabirler küçük kalıyor” ifadesini kullandı.

“70 kadar şirkete sahip”

Örgütün pek çok ülkede gazete, televizyon yayını bulunduğunu anlatan Özdemir, medya ve finans sektörüne girmenin projenin adımları olduğunu anlattı.

“Müslümanların problemlerini kimse aktarmıyor” denilerek medya sektörüne girildiğini belirten Özdemir, bunların Gülen’in talimatıyla yapıldığını aktardı.

Kemalettin Özdemir, örgüte ait şirketlerin 2000’li yıllardan sonra kurulduğunu, daha önce sadece kitapların neşredildiği yayınevi varken, sonradan 70 kadar şirkete sahip bir yapıya dönüştüğünü belirterek, yurtiçi ve yurtdışındaki tüm şirketlerin Mustafa Özcan’ın sorumluluğunda olduğunu bildirdi.

Mahkeme Başkanı Giray’ın “Bazı tanıklar, ‘Küstük, ayrıldık diyenler de bir kamuflaj içinde, Kemalettin Özdemir ayrılmamıştır’ diyorlar.” ifadesi üzerine Özdemir, 2010 yılı başında örgütün ne kadar büyük bir tehlike olduğunu görmeye başlayınca ayrıldığını söyledi.

Örgütün karşısına kendisinden başka kimsenin çıkmadığını, bu nedenle kendisine iftira atıldığını, ölümle tehdit edildiğini, örgüt tarafından zehirlendiğini anlatan Özdemir, “Beni suçlayanların bu davayı sulandırmak istediklerini düşünüyorum” diye konuştu.

“Nuh Mete Yüksel’e kaset komplosu”

Başkan Giray’ın “Nuh Mete Yüksel’e kaset komplosunu sizin yaptırdığınızı söylüyorlar” demesi üzerine Özdemir, o dönemde Nijerya’da bulunduğunu, geldikten sonra olayın nasıl olduğunu sorduğunu, bir Müslüman’ın bir başkasının özel hayatına girmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi.

Özdemir, kendisinin sadece olayın nasıl yapıldığı, kimlerin hangi programları uyguladığı konusunda malumat aldığını öne sürdü.

Mahkeme Başkanı Giray’ın, “Size bu konuyu sormuşlar, ağlamışsınız, ‘Allah bizi affetsin’ demişiniz, sonra ‘Kız da istekliydi’ demişsiniz.” sözleri üzerine Özdemir, böyle bir şeyin olmadığını belirtti. Somut bilgi vermesi istenen Özdemir, somut bilgisi olmadığını kaydetti.

“Size atfedilmesinin bir nedeni de emniyet imamı olmanız. Sizden habersiz iş yapılamayacağı nedeniyle emniyet imamı talimatı vermiştir diyorlar” denilmesine karşılık Özdemir, bunu kabul etmediğini söyledi.

“Kimse sorsak, ‘Emniyet imamı Kemalettin Özdemir’ diyor”

Eski DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel olayını örgütün Ankara sorumlusuna sorduğunu belirten Özdemir, “Bu zatın böyle bir adeti, uygulaması var. Bu vakası tespit edilmiş hadise olarak anlattılar. Bir defa yapılmış hadise değilmiş. Bu işi icra ediyor, onun tespiti şeklinde anlattılar. Birisi birisini göndermiş şeklinde anlatmadılar.” ifadelerini kullandı.

Kemalettin Özdemir, aleyhine ifade veren tanıkları eleştirerek, örgütle mücadelenin sulandırılmaya çalışıldığını öne sürdü.

Mahkeme Başkanı Giray’ın, “Kime sorsak, ‘Emniyetin imamı Kemalettin Özdemir.’ diyorlar.” ifadesine karşılık Özdemir, imamların kimseyle görüşmediğini, kendisinin ortada biri olduğunu savundu.

Kaynak: Sabah

Kategoriler