Cinayetler

Üzeyir Garih Cinayeti ve FETÖ Bağlantısı

Yahudi asıllı Türk iş adamı olan Üzeyir Garih'in cinayet dosyası paralel savcılar elinde kayboldu. Cinayet dosyası kapatılmaya çalışıldı. Dosya Ergenekon ile birlikte tekrar açıldı ve Ergenekon zanlılarına yıkılmaya çalışıldı.

Yahudi asıllı Türk iş adamı olan Üzeyir Garih’in cinayet dosyası paralel savcılar elinde kayboldu. Cinayet dosyası kapatılmaya çalışıldı. Dosya Ergenekon ile birlikte tekrar açıldı ve Ergenekon zanlılarına yıkılmaya çalışıldı.

1929 İstanbul doğumlu Alarko Holding’in kurucularından Yahudi asıllı Türk iş adamı olan Üzeyir Garih, 1951’de İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Carrier’in Türkiye şubesinde çalışmaya başlamış, 1954 yılında İshak Alaton’un teklifiyle Alarko Kolektif şirketinin eş ortağı olmuştur. Garih, o tarihten ölümüne kadar Alarko Şirketler Topluluğunda İshak Alaton ile birlikte başkanlık görevini aralıksız sürdürmüştür.

1

Üzeyir Garih, 25 ağustos 2001 günü Eyüp Mezarlığı’nda bıçaklanarak öldürüldü. Cinayet zanlısı olduğu iddia edilen asker firarisi Yener Yermez, cinayeti işlediği “itiraf ettirilerek” 10 gün sonra yakalandı ve hapse gönderildi.

Cinayet Günü Neler Oldu?

Üzeyir Garih 25 Ağustos 2001 sabahı sahibi olduğu Alarko Holding’e gidip Bulgaristan Başbakan Yardımcısı Nikolay Vassilev ile görüştü.

25.08.2011 saat 11-12 arası
Üzeyir Garih, Bulgaristan Başbakan Yardımcısı Nikolay Vassilev ile

Koruması ve şoförü izinli olan Garih, saat 12.50’de holdingden çıktı, 14.00’te Eyüp Sultan’a gitti. Türkiye’nin Cumhuriyet dönemindeki ilk Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın mezarının da bulunduğu Hüseyin Şeyh Türbesi yanına geldikleri sırada Garih 10 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Bir süre sonra Garih’in cesedi mezarlık görevlileri tarafından bulundu.

2
Üzeyir Garih öldürülmeden önce Mareşal Fevzi Çakmak’ın mezarının civarındaki Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarını ziyaret etti

Fevzi Çakmak Mezarlığı’ndaki görevliler tarafından polise gelen ihbar üzerine  İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir ve birimler mezarlığa gitti. Mareşal Fevzi Çakmak’ın mezarının yanında Garih’in bıçaklanarak öldürülmüş cesedini buldu. Kimlik ve kredi kartlarından ölen kişinin Üzeyir Garih olduğu anlaşıldığında ise cenaze olaydan iki saat sonra Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

 

… Bir problemin çözümü, problemin ortaya konmasındaki açıklık oranında kolaylaşır. Yanıtı büyük oranda açık bir şekilde sorulmuş soru içinde saklıdır...”

Üzeyir Garih, Yönetim İlkeleri, Sf.218

Fuat N.

Bazı görgü tanıkları cinayetin faili olarak Deli Fuat olarak tanınan 14 yaşındaki Fuat N.’yi gösterdi. Garih’ten sadaka aldığını belirten 8 yaşındaki Yeşim adında bir kız çocuğu, polise Fuat N.’yi Garih’in yanında gördüğünü ve bir süre konuştuklarını anlattı. Üstelik F.N.’nin aynı gün bıçak bilettiği tespit edildi. Bunun üzerine Fuat N. polis tarafından gözaltına aldı.

00000384147
Deli Fuat olarak tanınan Fuat N.

Faili yakaladığından emin olan polis bazı gazetecilere F.N.’nin sorguda cinayeti nasıl ve neden işlediğini anlattığına dair sonradan yanlış olduğu anlaşılan bazı ifadeler sızdırdı. Medyaya bilgi veren polisler Fuat N.’nin ifadesinde sık sık mezarlığa gelen Garih’ten para aldığını ve bu şekilde birbirlerini tanıdığını söylediğini belirterek, “O gün de para istedim vermeyince de önce sırtından sonra da diğer yerlerinden bıçakladım. Cüzdanındaki paraları da alıp kaçtımdediğini ve uçucu madde bağımlısı olduğunu söyledi.

Ancak Fuat N.’nin evinde yapılan incelemelerde herhangi bir bulguya rastlanılmadı. Fuat N. serbest bırakıldı. Fuat N. serbest kaldıktan sonra şu açıklamayı yaptı:

“Otoparkın oradayken Tuğba adındaki bir kız, bana ve Yeşim adındaki arkadaşıma Üzeyir Garih’i göstererek, ‘Her cumartesi buraya geliyor ve para dağıtıyor’ dedi. Bunun üzerine Yeşim’le yanına gittik, bize 200’er bin lira para verdi. Ondan sonrasını bilmiyorum. Ben mezarlığa girmedim. Çünkü mezarlıkta başka çocuklar vardı, onun için oraya giremezdim.”

Fuat N. Garih’in yanından ayrıldıktan sonra, Eyüp’teki bir kokoreççinin bileyletmek üzere kendisine bir bıçak ve para verdiğini söyledi. Bu işi hallettikten sonra evine döndüğünü, televizyon seyrederken birinin öldürüldüğü haberini duyduğunu anlatan Fuat N. daha sonra lastikçilik yapan Tuncay adlı bir kişinin yanına gittiğini belirtti ve şöyle açıklama yaptı:

Bir süre sonra babamla birlikte polisler oraya geldi. Polisler babama, benim cep telefonu çaldığımı söylemişler. Alıp götürdüler beni. Sordukları soruların yanıtlarını bilmediğimi söyleyince beni çıplak halde klimalı soğuk bir odaya attılar. Yarım saat beklettiler. Üzerimde şortum kalıncaya kadar soydular, hayalarımı sıktılar ve cinayeti anlatmamı istediler. Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum. ‘Bu işi sen yaptın, doğruyu söyle, kafanı kopartırız’ dediler. Onlara ‘Vallahi ben yapmadım’ dedim.”

Yener Yermez

yener-yermez-ergenekon-savcisina-ifade-veriyor-1 (2)
Yener Yermez cinayetten 10 gün sonra tutuklandı

Cinayetin failinin Fuat N. olmadığı anlaşılınca İstanbul polisi olayın ikinci günü soruşturmaya yeniden başladı. Garih’in kayıp cep telefonu ve cinayet aleti bıçağın bulunması için 200 polis mezarlığa sevk edildi. Üzeyir Garih’in çalınan cep telefonunun sinyallerini takip eden polis, konuşmanın Hasdal Kışlası’ndan yapıldığını tespit etti. Alınan özel izinle kışlada büyük bir arama yapan İstanbul polisi, Garih’e ait cep telefonunu bir askerin üzerinde buldu. Üzerinden Garih’in telefonu çıkan asker cep telefonunu aynı kışladaki arkadaşı Yener Yermez’den aldığını söyledi. Ancak Yener Yermez’in firarda olduğu anlaşıldı. Hırsızlıktan sabıkası olan ve geçmişte cinayetten hüküm giyen katil zanlısı Yermez, Şartlı Tahliye Yasası’ndan 23 Aralık 2000 tarihinde tutuklu bulunduğu Kayseri Cezaevi’nden tahliye edildikten sonra askere alınmıştı.

Yener Yermez 10 gün sonra memleketi Kayseri’ye giderken yakalandı. Yermez’in yolcu olarak bulunduğu Ankara’dan 4 Eylül 2001 günü saat 06.00’da hareket eden şehirler arası otobüs, saat 11.00 sıralarında Kayseri’ye 12 kilometre uzaklıktaki bir noktada durduruldu. Yermez’i daha önce hırsızlıktan yakaladığı için iyi tanıyan, bu nedenle arama yapan ekipte görev alan Hırsızlık Büro Amirliği’nde çalışan komiser Hasan Kahraman, kimlik kontrolü için otobüse girdiğinde, orta sıralarda cam kenarında oturan ve yakalanmamak için top sakal bırakıp, gözlük takan Yermez’i tanıdı.

Yermez emniyetteki ifadesinde, Garih cinayetini başından sonuna kadar anlattı. İşlediği iddia edilen cinayet hakkında beyanına bakalım:

“Adını o zaman bilmediğim ve sonradan Garih olduğunu öğrendiğim iyi giyimli kişiden, mezarlıkta para istedim. Zira cebimde 2 milyon lira vardı. O da para vermedi ve bana ‘Koskoca adamsın, para istemeye utanmıyor musun? Aslan gibi delikanlısın, git çalış’ dedi. Çok öfkelendim. Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim. Üzeyir Garih orada duruyordu. İlk bıçak darbesini vurdum. Yaralanan Garih, cüzdanını çıkarıp bana parayı verdi. Sonra saydım 200 milyon liraydı. Ancak bir defa bıçaklamıştım, kanı görünce, bıçaklamaya devam ettim. Sonra cep telefonunu aldım. İmdat isteyerek bağırdığını görünce, çok sayıda bıçak darbesi daha vurup kaçtım. Sokaklarda gezip, geceleri çöplüklerde yattım.”

indir (1)
Paralel savcı Zekeriya Öz

7 Eylül 2001’de Yenişafak’ın haberine göre 6 Eylül 2001 günü ortaya çıkan bilgide cinayette kullanıldığı ileri sürülen bıçağın üzerinde Garih’e ait kan izi ve Yermez’in parmak izine rastlanmadı. Haberin devamı ise şu şekilde:yş

Garih cinayeti 2008 yılındaki Ergenekon operasyonu ile birlikte tekrar gündeme geldi. Cinayetin Ergenekon ile ilgisi olduğu yönünde birçok iddia ortaya atılırken 2009 Ocak ayında Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz, Yener Yermez’in ifadesini aldı.

_3819_1af37

 Yener Yermez cinayeti, bazı ‘güçler’ tarafından tehdit edildiği için işlemek zorunda kaldığını iddia etti. Yermez’in avukatı Mustafa Yalçınkaya, müvekkilinin olayı kimlerin kendisinin üstüne yüklediğini açıklayamadığını, cinayetin birden fazla faille işlendiğini ve olayda ikinci bir kesici alet bulunduğunun Adli Tıp Kurumu tarafından açıklandığını iddia etti.

Yermez’in avukatı Yalçınkaya’ya göre, Yermez’i cinayet öncesi ve sonrasında gözlerini bağlayarak kaçıran kişiler, günlerce rolünü ezberlettiler. ““Konuşursan seni ve aileni öldürürüz. Cezan bitince, 5 milyon dolar hesabında” dediler.

84650
Yener Yermez’in avukatı Mustafa Yalçınkaya

Üzeyir Garih’in 50 bin dolarlık saati ve içinde para bulunan cüzdanına dokunulmadan nasıl bir gasp cinayeti işlenebileceğine akıl sır erdiremediğini söyleyen avukat, Müvekkilim suçsuzum diyor. Ama hâlâ korkuyor. Ailesi de korkuyor. Zaten sessiz telefonlar aldıkları için sürekli telefonlarını değiştiriyorlar dedi.

Screenshot_2

Yalçınkaya, ‘Müvekkilimi mahkum ettiren kan örneğinin raporu da kurumdan gelmişti. Son görüşmemde müvekkilim Yener Yermez, görüşme defterime kendi el yazısıyla Ümit Sayın bana ‘bu olayın dini bir amaç için işlendiğini ve ifademin bu yönde verdiğim zaman bana burada yardımcı olacağını söylemiştir. Hatta o gün Galatasaray-Barcelona maçı oynanıyordu. Bana davana yardımcı olur Meral’i bulurum’ dediğini yazdı’ dedi. Yalçınkaya, Yermez’in kendisine görüş sırasında yazdığı notu Yeni Şafak’a verdi.Screenshot_4

NOT: Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı “Haydar Meriç ve Necip Hablemitoğlu cinayetlerine tekrar bakılması lazım. Paralel yapı işin içinde” demiştir.  Faili meçhul bir suikast sonucu öldürülen Necip Hablemitoğlu’nun ölümünden aylar önceki bir MSN yazışmasında Ümit Sayın’ın “Hablemitoğlu bir yıla kadar gidici. Belki iyi olur. Bir solucan ayıklanır” dediği belirlenmiştir. Ayrıca Ümit Sayın, Ergenekon sanığı olmasına rağmen paralel yapının kaçak savcısı Zekeriya Öz ile bağlantıları olduğu ortaya çıkmıştır.

Ergenekon davası sırasında Üzeyir Garih cinayetinin de gündeme gelmesi üzerine, Üzeyir Garih’in yakın bir çalışma arkadaşı, cinayet günü Üzeyir Garih’in torunun da asker kıyafeti giyen kişilerce kaçırıldığını ve eğer herhangi bir açıklama yaparlarsa çocuğun da öldürüleceğini söyleyerek kendilerini tehdit ettiklerini açıkladı.

c-2130-2jpg
Alarko Holding eski İthalat Koordinatörü ve Üzeyir Garih’in yakın çalışma arkadaşı Doğan Kasadolu

Alarko Holding eski İthalat Koordinatörü Doğan Kasadolu,  Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği dilekçeyle iş adamı Üzeyir Garih cinayetinin bu soruşturma kapsamında derinleştirilmesini talep etti. Savcılık makamı isterse, bildiklerini tanık sıfatıyla anlatabileceğini belirten Kasadolu, cinayetin Garih’in torununun üzerine yıkılacağı tehditiyle ailenin olayın üzerine gitmesinin engellendiğini belirtti.

‘3 Ayrı Rapor Kayıptı’
Kasadolu savcılığa gönderdiği dilekçesinde, Garih cinayetiyle ilgili olarak 3 ayrı raporun kayıp olduğunu, bunların Ergenekon davasının tutuklu sanığı İstanbul Adli Tıp Enstitüsünde görevli Doç. Dr. Ümit Sayın’ın odasında ele geçirildiğini belirtti. Garih ve ailesiyle yakın dost olduğunu bildiren Kasadolu’nun dilekçedeki en dikkat çekici iddia ise ailesine, cinayetin Garih’in torununun üzerine yıkılacağı tehdidinin yapılması.

Garih’in kızı Dalia’nın 2001 yılında 11 yaşında olan oğlu, cinayetin işlendiği gün, polis olduğunu söyleyen kişiler tarafından bileğine kelepçe takılarak götürüldü. Bu bilgiyi kendisine çocuğun babası olan Garih’in damadı Doron’un anlattığını kaydeden Kasadolu, cinayetin ardından zaman zaman Ortaköy’deki Alarko Holding binasına gittiğini, Garih’in çocukları olan İzzet ve Dalia ve onun eşi Doron ile görüştüğünü belirterek anlattı. Kasadolu, şöyle devam etti:

“İşte bu görüşmelerimizden bir tanesinde Üzeyir Garih’le aynı sitede ancak başka dairede oturan damat Doron, ‘Cumartesi günü, Üzeyir Garih’in öldürülüşünden çok kısa bir süre sonra bir polis otosunun evlerine gelerek iki oğlundan bir tanesine kelepçe takarak götürdüklerini, daha sonra yaptıkları görüşmelerde, bu işin üzerine giderlerse, cinayeti bu çocuğun işlediğini açıklayacaklarını şeklinde tehdit aldıklarını’ şahsıma doğrudan açıkça söylemiştir.”

dogan-kasado

Kasadolu,  “Adalet Bakanlığı’nda bazı görevlilerin bu kanun dışı eylem içinde olan şahıslarla işbirliği yaptıkları sabit olmasına rağmen risk alıp, bildiğim bu önemli ayrıntıyı sunmayı görev biliyorum” diyerek tanıklık yapmayı kabul ettiğini anlattı.

Kasadolu, Garih’i öldüren Yermez’in hırsızlık nedeniyle bu suçu işlediği iddiasının da Garih’in kolundaki 50 bin dolar değerindeki saatiyle cüzdanını almaması nedeniyle çeliştiğine dikkat çekti.

Doğan Kasadolu, Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği 7 Ekim 2008 tarihli 6 sayfalık dilekçesinde şöyle dedi:

“Üzeyir Garih’e değer veren dostları arasında yer almam nedeniyle, öldürülmesi karşısında derin bir üzüntü duydum. Cinayetten sonra, sokaktaki insanı dahi tatmin etmeyen bir yargılama yapıldı. Neticede Yener Yenmez isimli kişi mahkûm edilerek bu cinayet dosyasının kapatılmış olması, üzüntümü bir kat daha artırdı.”

Screenshot_1

Star gazetesinden Helin Şahin’in haberine göre, 13 yıl önce Eyüp Sultan Mezarlığı’nda 10 yerinden bıçaklanarak öldürülen Musevi asıllı iş adamı Üzeyir Garih cinayetine ilişkin dava dosyasının kayıp olduğu ortaya çıktı. Soruşturmaya daha önce bakan savcılar Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Muammer Akkaş’ın ise hiçbir işlem yapmadıkları iddia edildi.

17 ve 25 Aralık operasyonlarından sonra FETÖ ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Emniyet’ten son yıllarda yaşanan önemli eylemlerin araştırılması istenmişti. Savcılığın konuyla ilgili talimat yazısında şu ifadeleri yer almıştı:

“Cemaat üyelerinin Türkiye’nin son 10 yılında işlenen önemli olaylara azmettiren, yardım eden ya da doğrudan suç işleyen sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesi, cemaat üyelerinin rolleri bulunduğu iddia edilen Rahip Santoro cinayeti, Hrant Dink’in öldürülmesi, Danıştay Saldırısı, Zirve Kitabevi Katliamı, Necip Hablemitoğlu ve Üzeyir Garih’in öldürülmesi gibi olaylar ile irtibatlarının araştırılması…”

Bir yandan bu iddialar araştırılırken diğer yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda süren Garih cinayeti soruşturmasında önemli bir gelişme yaşandı. Soruşturmayı derinleştirmek için harekete geçen savcı, dava dosyasını istedi ancak dosyanın kayıp olduğu bildirildi.
headline

İhmaller olduğu gerekçesiyle yeniden açılan dosyaya Ergenekon soruşturmasının başında olan savcı Zekeriya Öz, katil zanlısı Yener Yermez’in ifadesini alarak başlamıştı. Dosya daha sonra savcı Cihan Kansız’a devredilmişti. Dosya 2010 yılında 25 Aralık soruşturmasının savcısı Muammer Akkaş’a verildi. Akkaş’ın, Garih cinayetindeki iddiaları da hiç incelemediği iddia edildi.

images
Paralel Savcı Cihan Kansız firar etti

Habere göre, Muammer Akkaş’ın görev yerinin değişmesiyle beraber elindeki tüm soruşturma dosyaları İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla başka savcıya devredildi. Garih cinayeti soruşturma dosyasını inceleyen yeni savcı, 6 yıl boyunca hiçbir tahkikat yapılmadığını tespit etti.

55ea4306f018fbb8f874a170
Paralel Savcı Muammer Akkaş

Soruşturmayı sil baştan ele alan yeni savcı, incelemek üzere Bakırköy Adliyesi’nde bulunan dava dosyasını istedi. Dosyayı bekleyen savcıya gelen cevapta “Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili yapılan yargılama dosyası arşivimizde bulunamamıştır” denildi.

Screenshot_5

NOT:  Selam Tevhid soruşturması kapsamında Selam Tevhid dosyası savcılarından Cihan Kansız ve Muammer Akkaş’ın hakkında yakalama kararı çıktı.  Hapisle 31 yıl 2 aydan 67 yıl 3 aya kadar hapis cezalarına çarptırılmaları talep edildi.

alaton-cinayeti-ortbas-etti-suclamasi-1509151200_m2

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Üzeyir Garih’in eski İthalat Koordinatörü Doğan Kasadolu’nun suç duyurusu üzerine ünlü iş adamı İshak Alaton hakkında “Paralel Devlet Yapılanmasına” maddi ve manevi destek sağlamak suçlamasıyla inceleme başlattı.

Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen incelemenin Alarko Holding’in kurucusu Alaton’un hayatını anlatan “Lüzumsuz Adam İshak Alaton” kitabındaki hatıraları kapsadığı öğrenildi.

Kasadolu suç duyurusunda İshak Alaton’un eski ortağı Üzeyir Garih cinayeti ile ilgili çok şey bildiğini öne sürerek, “Kitabındaki hatıralarından cinayetin aydınlanmasına katkı sağlamak yerine bildiklerini Savcılık makamlarından gizlemek suretiyle bu cinayetin örtbas edilmesi maksadıyla Paralel Yapı olarak bilinen bazı bürokratlarla birlikte hareket ettiği sahiptir” dedi.

Kasadolu, kitabın “Gülen ve Hareketi Çok Önemli” başlıklı 17’inci bölümünde yer alan hatıralarla Alaton’un FETÖ olarak bilinen Fethullah Gülen cemaatine maddi manevi destek sağladığını açıkça ifade ettiğini belirtti.

Ayrıca İshak Alaton, Üzeyir Garih cinayeti ile ilgili olarak  medyada affedemediği tek ismin Tuncay Özkan olduğunu açıkladı. Konuşmasında şöyle demişti:

“Üzeyir Garih öldürüldüğü zaman, Tuncay Özkan, Milliyet’in Genel Yayın Yönetmeniydi. Milliyet’in politikasını o yönetiyordu. Üzeyir Garih öldükten 3-4 gün sonra Milliyet’te bir kampanya başlatıldı. 1 ay boyunca Üzeyir Garih’in aleyhinde yazılar çıktı. Halbuki ben Tuncay Özkan’ı hayatımda tanımadım, görmedim. Peki neden bu düşmanlık? Adam ırkçı, antisemitist, garip takıntıları olan bir adam.”

Alaton’un bu sözlerine Tuncay Özkan’ın kızı Nazlıcan Özkan şöyle cevap vermişti:

1- Üzeyir Garih cinayeti işlendiği dönem Milliyet’in Genel Yayın Yönetmeni babam değil Mehmet Yılmaz’dı. Babam köşe yazarıydı.

2- Babamın cinayetle ilgili atılan manşete veya fotoğrafa karışması gibi bir durum yoktu. Yıllık izinde olduğundan İstanbul’da bile değildi.

3- Alaton ulaşamadık diyor ama babamın o dönem avukatlarla görüş talebi reddedilmiş ve Alaton’un CEO’suyla zaten görüşmüşlerdi.

4- Ü. Garih’in oğlu İzzet Garih o dönem cinayetin çözülmesini sağlayan haberleri için babama M. Ali Yalçındağ ile teşekkürlerini iletmişti.

Eli kolu bağlı, herkesin vurduğu bir adamı sorumlu tutmak tatlı olabilir ama yalan açıklamaları için Alaton’dan evlat olarak özür bekliyorum.”

ODA TV adlı sitede ise antisemitist olmak ile suçlanan Özkan hakkında şöyle bir bilgi geçti:

Screenshot_6

NOT:  Tuncay Özkan, 23 Eylül 2008 günü sabahı süregitmekte olan Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alındı ve daha sonra tutuklandı. 5 seneye yakın süre boyunca Silivri Cezaevi’nde bulunan Özkan, Ergenekon üyeliği nedeniyle 5 Ağustos 2013 günü Silivri’de yapılan yargılamada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.10 Mart 2014 tarihinde mahkeme kararıyla tahliye edildi. 

1354283060-untitled-1
İshak Alaton’un iddia ettiği dönemdeki Milliyet Genel Yayın Yönetmeni: Mehmet M. Yılmaz

NOT: 2001 yılında Milliyet Genel Yayın Yönetmeni ise Mehmet Y. Yılmaz’ın olduğu ortaya çıktı.

Üzeyir Garih neden ve nasıl öldürülmüştü? Gerçekten de cinayeti Yener Yermez mi işlemişti? Olay’dan on gün sonra memleketine, yani Kayseri’ye giden bir otobüsün içinde yakalanan Yener Yermez, gerçek fail miydi?  

Adam öldüren biri, memleketine gider mi? Üstelik asker kaçağı iken… Yermez, Hasdal Askeri kışlasında sinyal veren Garih’in cep telefonu sonrasında yakalanabilmişti.  Garih’i öldürdükten sonra cep telefonunu çalan adam, telefonu elden çıkarmaz mı?

Üstelik Yermez’in emniyetteki ifadesinde Garih’ten para isteyip alamadığını,  üstelik ters cevap verildiğini söyledi. Akabinde Yermez sinirlendiğini,  Eyüp Meydanı’na inip bir bıçak satın aldığını, tekrar yokuşu tırmanıp Garih’i öldürdüğünü belirtti. Kısa süre önce cezaevinden çıkmış, askerlik vazifesini yerine getiren bir insan, bir cep telefonu veya 200 TL için bir insanı, 10 yerinden bıçaklayacak kadar nefret duygusuna kapılabilir mi? Üstelik Yener Yermez, Garih’in lüks saatini bile almadı.

 

KAYNAKLAR:

Wikipedia – Üzeyir Garih 

Radikal – Yeni Bir Mağdur! 

NTV – Yener Yenmez Suçlamaları Reddetti

İnternet Haber – Ümit Sayın Öz’den Yardım İstedi

Milliyet – Garih’in Ailesi Susturuldu İddiası

Medya Gündem – Üzeyir Garih Cinayeti İle İlgili Dosya Da O Savcıdaydı

Yeni Şafak – Bıçak Temiz Çıktı

Cihan – Selam Tevhid Yakalama 

ODA TV- Alaton Cinayeti Örtbas Etti 

ODA TV- Tuncay Özkan Cinayet Günü Kiminleydi? 

Ensonhaber – İshak Alaton ve Fethullah Gülen

Alarko – Üzeyir Garih Anısına

Yazate – Üzeyir Garih Cinayeti Panoraması

Sabah – Yener Yermez’in İfadesi

Haber35 – Dosyalar Paralel Savcıların Elinde Kayboldu 

Videolar

FETÖ'de Bugün

Özel Dosyalar

Takip edin