Anasayfa » Alman medyasının FETÖ konusunda savruluşu
Özel Haber

Alman medyasının FETÖ konusunda savruluşu

Alman medyası son günlerde FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve örgütünü yere göğe sığdıramıyor. Oysa geçmiş yıllara bakıldığında Der Spiegel, Die Zeit gibi Almanya’nın önde gelen gazetelerinde örgütün Almanya’daki varlığından endişe duyulduğuna ilişkin makaleler çıktığı göze çarpıyor. FETÖ’nün kendisini sunduğunun aksine hoşgörü, barış ve eğitim odaklı bir oluşum olmadığına dikkat çekilen makalelerde, Gülen’in örgütü sert bir şekilde kendi direktifleri doğrultusunda yönettiği anlatılıyor.

‘İmamın Emriyle Beyin Yıkama’

Die Zeit gazetesinde “Gehirnwäsche im Auftrag des Imam” (İmamın Emriyle Beyin Yıkama) başlığıyla verilen Volker Siefert imzalı yazı 27 Aralık 2013’te yayımlandı.

Yazıya erişmek için tıklayın

Yazıda ilgili yerlerin tercümesini aşağıda veriyoruz:

İmamın Emriyle Beyin Yıkama

Almanya, imam Fetullah Gülen’in takipçileri için önemli bir eylem alanı. Almanya, Türkiye dışında Türklerin en fazla yaşadığı ülke. Amerikalı sosyolog Helen Rose Ebaugh’ya göre Gülen, Türk nüfusunun yüzde 10-15’ini etkisini altına almış durumda. Bu durum Gülen’in Almanya’da da binlerce destekçisi olduğunu gösteriyor.

Kendi gazete, dergi ve televizyonları, üyelerin yaptığı Münih ve Hamburg arasındaki reklamlar Türkiye’de olduğu kadar yoğun. Gülen hareketi ilk bakışta umut veriyor: Gülen kendisini Almanya’ya ve Batı’ya İslam’ın demokraik bir varyantı olarak sunuyor. Fakat “hareket” içinden çıkan az sayıdaki rapor durumun böyle olmadığını gösteriyor.

Ders artı ideoloji

Neredeyse her Alman şehrinde imamın destekçilerinin “hareket” için yetenek avcılığı yaptığı bir etüt merkezi var. Dernekler dünyaya nötr gözüküyorlar: Dolphin, Optimum ve Avicenna gibi isimleri var.

Frankfurt yakınlarında yaşayan genç bir kız öğrenci “İyi bir öğrenciydim ve notlarımın daha iyi olmasını istiyordum.”  dedi. Gülen bağlantılı etüt merkezlerinden birinin yardımıyla notları kısa sürede yükseldi ama S. kısa zamanda neler döndüğünü fark etti. “Bana sürekli ne yapacağımı söylüyorlardı; irademi ortadan kaldırmak istediler.”

Vaiz Gülen’in sloganı “Cami yerine okul yapın.” Almanya’daki takipçileri bu sloganla hareket ediyor. 120 etüt merkezi, çok sayıda özel okul, kreşler ve sayısız “ışık evleri” var. Bu evlerde gençler efendilerinin öğretilerine göre ruhani gözetim altında yaşıyorlar.

“Hareket”in takipçilerini “diyalog dernekleri”nde görmek mümkün. Eğitim kurumları ideolojik ajandalarını gizliyor. İyice gizlenmiş olan entegrasyon kalkanının arkasına bakarsanız, Gülen’in iktidarına hizmet eden katı bir hiyerarşinin olduğu bir yapıyı görürsünüz.

Bu okullardan ayrılan az sayıdaki öğrenci -bu örgütten ayrılma cesareti göstermiş olanlar- buralardaki beyin yıkama amaçlı eğitimi anlatıyor. “Hareket”te demokratik bir mekanizma yok; imam Gülen’in öğretileri tek gerçek şeklinde övülüyor ve karşıt fikirler hiçbir şekilde tolere edilmiyor.

Karşıtlık istenmiyor

Cinsiyete göre katı şekilde ayrılmış özel evlerde “abla”ların gözetiminde 5 ile 8 arası genç kadın yaşıyor. Eleştirel düşünceyi hiç istemiyor, kendi fikirlerini aktarmak istiyorlar. Gülen’in sözleri her gece akşam namazında bir kural olarak veriliyor. Kur’an’dan sizin çıkardığınız anlam Gülen’inkiyle aynı değilse sorun oluyor. Tekrar karşı görüş bildirirseniz tehdit ediliyorsunuz.

“Hiçbir şey şansa bırakılmıyor, her şey kontrol ediliyor.” Gülen hareketinden ayrılan genç kadın “Bana sorarsanız bu bir tapınma.” diyor.

Gülencilerle ilgili edindiği izlenim ise üyelerine seçilmiş olanlardan biri oldukları hissini veren, gelecekte ödüllerini alacak olan “altın nesil” fikrini aşılayan ideolojik dini bir hareket. “Özel ajandaları ve çıkarları var. Bunlarla birlikte hareketi büyütüyorlar.”

Der Speiegel’de Maximillan Popp imzasıyla çıkan Der Pate (Godfather) isimli yazı 6 Ağustos 2012’de yayımlandı.

Yazıya erişmek için tıklayın

Yazıda ilgili yerlerin tercümesini aşağıda veriyoruz:

“Ağımızı örümcek sabrıyla örüyoruz”

“Fasıldan Fasıla” isimli kitabında Fetullah Gülen şöyle yazıyor: “Bir çocuk gece ve gündüz hareket halinde olmalıdır. Mümkünse günde üç saat uyumalı, iki saat diğer ihtiyaçlar için harcanmalı. Kalan sürede de tamamıyle ‘hizmet’ etmeli. Temel olarak belli durumlar dışında kişisel hayat yoktur.”

“Işık evleri”nde kalanlar da görevlendiriliyor. Gülen yazılarında tavsiye veriyor: Çocuklar inanmayan arkadaşlarını kazanmalılar ve gerekirse ikna etmeliler. “Örümcek sabrıyla insanları yakalayana kadar ağımızı öreceğiz.”

Serkan Öz, “ışık evleri”nden ayrılmış biri. Gizlilik sebebiyle ismi değiştirilmiştir. Serkan hayatını “hizmet” düsturlarına göre düzenledikçe elinde çok az bir özgürlük kaldı. “Cemaat” hangi mesleği edineceğini ona empoze etmek istedi. “Hareket” dışında neredeyse hiç arkadaşı yok.

Gülen’in evlerinden ayrılan diğer öğrenciler sadece “Gülen cemaati” içinden evlenmeleri konusunda telkinde bulunulduğunu anlatıyorlar. Bazı “ışık evleri”nde televizyon izlemek ya da müzik dinlemek yasak. Aynı şekilde Gülen’in ideolojisiyle çelişen Charles Darwin ya da Jean-Paul Sartre kitapları okumak yasak. Evlerde kalanlardan bazılarının ailesiyle bağlantıları kesilmeye çalışılıyor çünkü ebeveynler çocuklarını “cemaate” kaybetmek istemiyorlar.

Serkan Öz, “ışık evi”nden çıkmaya karar verdi. Hain ilan edildi ve ona açılan kariyer kapıları kapandı. Yalnız kaldı; arkadaşlarını kaybetti.

“Gülenciler her yerde”

Almanlar son yıllarda İslamla angaje oldular. İslami etkinlikler ve araştırma projeleri var. Öte yandan Almanlar Gülen ve hareketi hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Bu bağlamda Gülenciler kadar hiç kimse müslümanlar üzerinde etkiye sahip değil. Marburg İslam araştırmacısı Ursula Spuler- Stegemann yapıyla ilgili “Almanya’da en önemli ve en tehlikleli İslami hareket” diyor. “Gülenciler her yerdeler.”

Gülenin takipçileri Zaman gazetesini çıkarıyorlar. Gazetenin Avrupa baskısı ve dünyanın pek çok yerinde baskıları var. Bir de aylık dergi Sızıntı’yı çıkarıyorlar. Televizyon kanalları var: Ebru TV ve Samanyolu TV. Berlin ve Brandenburg’daki 150 şirketten oluşan iş adamları girişimi Barex de Gülen ağına ait.

Parlamento Eski Başkanı Rita Süsmuth Berlin’deki Gülen derneğinin danışma kurulunda. Hessen Adalet Bakanı Jörg-Uwe Hahn, Hristiyan demokrat Ruprecht Polenz ve Berlin iç mimarı Ehrhart Körting Gülen etkinliklerine davet edilenler arasında.

Gülen hareketinin iki yüzü var. Biri dünyaya bakan yüzü diğeri de dünyadan sakladıkları yüzü. Finansal yönü hiç şeffaf değil. Zengin girişimciler milyonlar veriyor, aynı zamanda devlet memurları ve esnaflar da Gülen projelerini finanse ediyorlar. Maaşlarının yüzde 10’u Fetullahçılara veriliyor.

Fetullah Gülen: Batı’ya düşman

Amerikaya gidene kadar Batı, Fetullah Gülen için bir düşmandı. 1979’da yayımlanan “Çağ ve Nesil” kitabında şöyle yazdı: “Son güne kadar Batılılardan insani bir davranış göremeyeceğiz.” Kendilerini Avrupaya açan Türkler, Gülen’i parazit ya da kanser olarak değerlendirdiler. Kasım 2011’de bir videoda Gülen, Türk ordusuna Kürt ayrılıkçılara saldırmasını söylüyor. “Sindirin onları, etraflarını sarın, birliklerini yıkın, evlerini ateşe verin ve emellerini sonlandırın.”

Gülen, Scientology ve Opus Dei

“Hizmet” sorumlusu Mustafa Yeşil “İnsanlık tarihinde sadece yardım faaliyetleriyle ilgilenen tek hareketiz.” diyor. Fakat Gülen’den ayrılan bu grubun içini bilenler daha farklı bir hikaye anlatıyorlar. Muhafazakar, gizli bir grup, “Scientology” gibi bir tarikattan bahsediyorlar.

“Cemaat” tüm dünyadaki ışık evlerinden kendine eleman yetiştiriyor. Gülen bu fikrin gurusu, ve hiçbir karşıtlığı hoş görmeyen bir ideolog. İktidar ve etki için çabalıyor; anlayış ve hoşgörü için değil. Hayali ise İslam’ın Batı’yı hakimiyeti altına aldığı bir dönem.

Uzmanlar da benzer değerlendirmelerde bulunuyor. Hollandalı sosyolog Martin van Bruinessen, Gülen hareketiyle “Opus Dei” arasında benzerlikler görüyor. Amerikalı tarihçi ve İran devriminin lideri Humeyni ile Gülen’i kıyaslıyor. Amerikalı diplomatlar Gülen grubunu 2010’da Wikileaks dışında tututular. Türkiye’de en güçlü İslamcı grup: “Ticaret ve ekonomiyi kontrol ediyorlar ve politikaya da sızmış durumdalar.”

“Işık evleri” hareketin temelini oluşturuyor. Genç Fetullahçılar sadık hizmetçiler olmak için burada yetiştiriliyor. Pek çok ülkede “ışık evi” bulunmakta. Türkiye’de, Amerika’da, Berlin’de. “Cemaat” öğrencilere bu hizmeti sağlıyor, genelde ücretsiz oluyor ve karşılığında öğrencilerden hayatlarını “hizmete” adamaları bekleniyor.

Alman medyasının, geçmişte eleştirel yaklaştığı FETÖ’ye son yıllarda sahip çıkması tartışma konusu oldu. Alman medyasında çıkan FETÖ yanlısı haberler ile Alman hükümetinin FETÖ’ye destek veren politikası örtüşüyor. FETÖ mensupları, adeta faaliyet sahası olarak gördüğü Almanya’da kendilerini güvende hissediyor.

Almanya, FETÖ’nün kumpas davalarının arkasındaki isimlerden olan Zekeriya Öz ve Celal Kara’yı Türkiye’ye iade etmeye yanaşmıyor. FETÖ’yü “terör örgütü” olarak kabul etmeyen Almanya, darbe girişiminin arkasında FETÖ’nün olmadığını savunuyor.

Almanya FETÖ’ye açıktan destek olurken Alman medyası da buna çanak tutuyor. 15 Temmuz darbe girişimine karşı Türk halkının demokrasiye sahip çıkmasını görmezden gelen Alman medyası, Türkiye’de demokrasinin zayıfladığı iddialarını sıklıkla dile getiriyor.

Kategoriler